Kayıtlar

AİLE OLMAK

 insan bazen sanıyor ki aile demek sadece aynı soyadı taşımak, aynı kanı paylaşmak. Oysa gerçek aile, kalbinle hissettiğin yerde başlıyor. Birlikte gülmek, zor zamanlarda yanında olmak, yargılamadan sarımak. işte aile dediğin, bütün bunların toplamı. Anne ve babadan ibaret değil; bazen bir dost, bazen bir sevdiğin, bazen de omzunu yasladığın bir insan sana koca bir aile olabiliyor. Çünkü aile, kan bağıyla değil, gönül bağıyla büyüyor. Ama insan en çok da dışarıdan gelen sözlerle sınanıyor. Hiç bilmedikleri hayatlara dair yorum yapanlar, hiç yürümeyecekleri yolları tartışanlar oluyor. Onlara söylemek gerek: bizim ailemizi, bizim bağımızı dışarıdan kimse tarif edemez. Aile, insan küçülten, yargılayan, rencide eden değil; ayağa kaldıran, güven veren, yanında dimdik duran demektir. Eger aile olmak, başkasını kırmak ya da susturmaksa, biz buna aile demiyoruz. Biz aile olduk. Kendi sevgimizle, kendi emeğimizle kurduk evimizi. Ve en güzel tarafı, bizi biz yapan şey başkalarının düşünceler...

VEFA

  "Yahya Kemal'in 'Sessiz Gemi'si gibi sessizce kayıp gidenlerin ardından ah ederiz. Peki ya biz, geride kalanlar, vefa denen o kadim bağı koruyabiliyor muyuz?" Vefa, insan olmanın en asil erdemlerinden biridir. Sadakatin, bağlılığın ve minnettarlığın bir ifadesi olarak yüzyıllardır yüceltilmiş dostluklarin ve sevgilerin temel taşı sayılmıştır. Peki ya vefasıziık? O, insanın kalbine ihanetin soğuk nefesini üfleyen, güveni yerle bir eden bir yıkımdır. Vefasızlık, bir çiçeği sulamayı unutup onun solmasını seyretmek gibidir. Emek verilmiş bir ilişkinin, bir dostluğun veya bir aşkın hiçe sayılmasıdır. İnsan, vefasızlık karşısında kendini bir anda boşlukta hisseder; çünkü güven duyduğu kişi, o güveni çekip almıştır sanki. Tarih, vefasızlığın izleriyle doludur. Nice dostluklar, menfaatler uğruna unutulmuş: nice sevgiler, değişen şartlar karşısında kaybolup gitmiştir. Shakespeare'in "Vefasızlık, senin adın kadındır!" sözü bile, insan...

İÇ KEŞFİN ANAHTARI

 "Yalnızlık Allah'a mahsustur" deriz, korkarız yalnız kalmaktan. Oysa yalnızlık kendimizi tanımamıza, iç sesimizi duyabilmemize olanak sağlar. Çağımızın sürekli gürültüsü ve koşuşturmacası içinde kendimizi dinlemeye fırsat bulmalıyız. Bize bizden başka kimse yoldaş olmaz, bu sebeple kendimizi tanımaya şans vermeliyiz. Yalnızlık bize bu fırsatı sunuyor; bir ayna gibi içimize tutar ve bizi gerçek benliğimizle yüzleştirir.  Kendini keşfetmek bir yolculuk, bir farkındalıktır. Bu yol bazen karanlık dehlizlerden geçer ve bazende aydınlık patikalardan geçeriz. Yalnızlık bu yolcuğun en önemli rehberidir. Çünkü ancak kişi yalnızken dış dünyanın etkilerinden sıyrılıp iç dünyamıza döneriz. Kim olduğumuzu, isteklerimizi, korkularımızı, sevinçlerimizi, hayallerimizi, beklentilerimize takılan çelmeyi, umutlarımıza örtülen perdeyi çıktığımız bu içsel yolculukta keşf edebiliriz. Yalnızlık bizi korkutabilir. Çünkü yüzleşmekten kaçtığımız gerçeklerle bizi baş başa bırakır. Ancak bu yüzleşm...

Mutluluk bizim olmadığımız yerdedir!..

  Mutlu musun?  Ya da gerçekten nasıl mutlu olacağını biliyor musun? Günlerdir   bunu düşünüyorum ve ömrümüz boyunca gerçekten mutlu olmayacağımızı fark ettim. Mesela mutluluk benim için  sevdiklerimin yanında olmak, kendimi geliştirmek ve küçük anların keyfini çıkartmaktır. Bunlara ulaşınca gerçekten mutlu olacağımızı zannediyoruz ama değil o hayalini kurduğumuz hobileri yaparken, ya da sevdiklerimizin yanındayken de mutsuz olabiliyoruz. Mesela bir tatile gitmek istiyorum evet gidiyorum güzel vakit geçiriyorum ama tekrar başladığım yere dönüyorum ve hayat kaldığı yerden devam ediyor.  Şuan mutluyum evet yüzüm de acı bir tebessüm var ama içimde kendimle verdiğim bir savaş ve ortaya çıkan bir boşluk. İçimde  ki o boşluk hissi ne olursa olsun ne koyarsam koyayım  dolmayan bir boşluk ,huzursuz eden. Kendi  içimde kaybolan beni ararken kendimi koyamadığın o boşluk. Hangimizin içinde yok ki boşluk hissi. Kazananı olmayan o savaş. Hangimiz kendisiy...

GELECEĞİN İNŞASI

Vizyon, gözlerimizi kapattığımızda zihnimizde beliren bir resimdir. Geleceğe dair umutlarımızın, hayallerimizin ve hedeflerimizin bir yansımasıdır. Peki, vizyon nedir? Sadece bir hayal mi, yoksa onu gerçeğe dönüştürmek için atılan adımların başlangıç noktası mi? Bana kalırsa, vizyon, hem bir hayal hem de bir eylem planıdır, insanın kendini ve dünyayi değiştirme gücünün ilk kıvılcımıdır. Vizyon, benim için her zaman bir pusula olmuştur. Gözlerimi kapattığımda, kendimi bir sahilde hayal ederim. Okyanusun sonsuzlugu, benim icin sinırsız bir potansiyeli temsil eder. Bana göre, vizyon, sadece bir hayal değil, aynı zamanda bir eylem çağrısıdır. Vizyon, sadece büyük liderlere veya dâhilere özgü bir şey değildir. Her birimizin içinde, geleceğe dair bir resim vardır. Kimimiz için bu resim, bir kariyer başarısıdır; kimimiz için bir aile kurmak, kimimiz için ise dünyayı dolaşmak. Kimimiz için kendini bulmak. Önemli olan, bu resmi net bir şekilde görebilmek ve onu gerçeğe d...

ZAMANIN İZİNDE

                   Bu gün yine o eski soru takıldı zihnime: Neden böyle hissediyordum ? Belkide cevap hiç beklemediğim bir yerde saklı. Bazen öyle anlar oluyor ki kendimi bir boşluğun ortasında buluyorum. Ne ileri gidebiliyorum ne de geri dönebiliyorum. Sanki zaman durmuş, bende duran zamanın içinde sıkışıp kalmışım.   Bu gün yine o eski defleteri açtım. Sayfaları çevirdikçe, sanki zamanın tozlu raflarında kaybolmuş gibi hissettim. Her bir kelime geçmişi çağrıştırıyordu; daha genç, daha umutlu, daha mutlu belki daha kırılgan. Şimdi ise burdayım  aynanın karşısında" insanın yüzü bir kitap gibi okunabilir" sözü geldi aklıma, her bir çizgi bir anı, bir pişmanlık, bir sevinç taşıyor sanki ve ben bu çizgilerin arasında kaybolmuş beni arıyorum.  Zaman acımasız bir öğretmen gibi herşeyi bize acı olan bedeli ödeterek öğretiyor. Zaman nasıl geçiyor anlamıyorum ve onu tutamıyorum sanki avuçlarımdan kum taneleri gibi akıp gidiyo...