VEFA




 "Yahya Kemal'in 'Sessiz Gemi'si gibi

sessizce kayıp gidenlerin ardından ah
ederiz. Peki ya biz, geride kalanlar, vefa
denen o kadim bağı koruyabiliyor muyuz?"
Vefa, insan olmanın en asil
erdemlerinden biridir. Sadakatin,
bağlılığın ve minnettarlığın bir
ifadesi olarak yüzyıllardır yüceltilmiş
dostluklarin ve sevgilerin temel taşı
sayılmıştır. Peki ya vefasıziık? O, insanın
kalbine ihanetin soğuk nefesini üfleyen,
güveni yerle bir eden bir yıkımdır.
Vefasızlık, bir çiçeği sulamayı unutup
onun solmasını seyretmek gibidir. Emek
verilmiş bir ilişkinin, bir dostluğun
veya bir aşkın hiçe sayılmasıdır. İnsan,
vefasızlık karşısında kendini bir anda
boşlukta hisseder; çünkü güven duyduğu
kişi, o güveni çekip almıştır sanki.
Tarih, vefasızlığın izleriyle doludur. Nice
dostluklar, menfaatler uğruna unutulmuş:
nice sevgiler, değişen şartlar karşısında
kaybolup gitmiştir. Shakespeare'in
"Vefasızlık, senin adın kadındır!" sözü
bile, insanın bu acımasız yönünü
ifade etmek için yüzyılar öncesinden
haykırmıştır. Ancak vefasızlık, sadece
aşka veya dostluğa ihanetle sınırlı
değildir. Bazen bir ailenin evladına, bazen
bir öğrencinin hocasına, bazen de bir
milletin kahramanlarına karşı gösterdiği
nankörlüktür.
Peki insan neden vefasız olur? Belki
zayıf karakterinden, belki bencilliğinden,
belki de unutkanlığından... Kimi zaman
kolaycılığa kaçıp sorumluluktan
kurtulmak ister, kimi zaman da yeni
menfaatler peşinde koşarken geçmişini
çarçur eder. Oysa vefasızlık, insanı
insan yapan değerleri aşındırır. Bir gün
gelir, vefasız insan yalnız kalır; çünkü
etrafindakiler de ona güvenmemeyi
öğrenmiştir.
Vefasızlıkla baş etmenin tek yolu, onu
yaşamımıza sokmamaktır. Biz vefalı
olalım ki, vefasızığın zehri hayatımıza
işlemesin. Mevlananın dediği gibi,
"Vefa güzeldir ama vefalı olanlar içindir.
Vefasız insanlara kırılmak yerine, biz
vefayı şiar edinelim. Unutmayalım ki,
vefa insana yakışan en güzel elbisedir,;
vefasızlık ise ruhu çıplak bırakan bir
utançtır.


Monasss

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

AİLE OLMAK

ZAMANIN İZİNDE