ZAMANIN İZİNDE
Bu gün yine o eski soru takıldı zihnime: Neden böyle hissediyordum ? Belkide cevap hiç beklemediğim bir yerde saklı. Bazen öyle anlar oluyor ki kendimi bir boşluğun ortasında buluyorum. Ne ileri gidebiliyorum ne de geri dönebiliyorum. Sanki zaman durmuş, bende duran zamanın içinde sıkışıp kalmışım.
Bu gün yine o eski defleteri açtım. Sayfaları çevirdikçe, sanki zamanın tozlu raflarında kaybolmuş gibi hissettim. Her bir kelime geçmişi çağrıştırıyordu; daha genç, daha umutlu, daha mutlu belki daha kırılgan. Şimdi ise burdayım aynanın karşısında" insanın yüzü bir kitap gibi okunabilir" sözü geldi aklıma, her bir çizgi bir anı, bir pişmanlık, bir sevinç taşıyor sanki ve ben bu çizgilerin arasında kaybolmuş beni arıyorum.
Zaman acımasız bir öğretmen gibi herşeyi bize acı olan bedeli ödeterek öğretiyor. Zaman nasıl geçiyor anlamıyorum ve onu tutamıyorum sanki avuçlarımdan kum taneleri gibi akıp gidiyor.
Geçen gün çocukken oynadığım oyuncağımı buldum, ilk günkü gibi sağlam ve tertemizdi ama ben o çocuk değildim. O an zamanın ne kadar hızlı aktığını hissettim.
Acaba zaman mı bizi değiştiriyor biz mi zamanı ? Belkide ikisi belkide herşey birbirine dolanmış bir yumak gibi. Şimdi bu satırları yazarken içimde bir huzursuzluk var. Sanki fırtınanın habercisi gibi, belkide bu huzursuzluk büyümenin bir parçası, doğum sancısı gibi. Belkide kendimizi bulmak için önce kaybetmek gerekir. Peki siz kendinizi hiç aradınız mı? Ya da zamanın izlerini takip ederken kaybolduğunuz oldu mu? Düşündün mü ? Belkide cevap hiç beklemediğimiz bir yerde saklıdır. Ve bulmamız gereken tek şey kendimizi kabul etmek.
monass
Yorumlar
Yorum Gönder